7.500 TL’YE SIĞDIRILAN HAYATLAR: ENGELLİLER İÇİN SUSMA ZAMANI BİTTİ
Türkiye bugün emekli maaşlarını, zam oranlarını, geçim hesaplarını konuşuyor. Bu tartışmalar elbette önemli. Ancak aynı ülkede, aynı hayat pahalılığının ortasında, çok daha sessiz ama çok daha derin bir yoksulluk yaşanıyor.
Gelin bunu soyut rakamlarla değil, gerçek hayatla konuşalım.
Bugün sıradan bir şehirde mütevazı bir evin kirası bu rakama yaklaşıyor. Elektrik, su, doğalgaz, internet eklendiğinde maaş çoktan bitiyor. Gıda harcamaları, kişisel bakım ürünleri, ulaşım masrafları ve sağlık giderleri ise artık hesap bile edilemiyor. Bu şartlarda engelli bireyden “idare etmesi” bekleniyor. Sonuçta ne oluyor?
Engelli birey ve ailesi, istemeden de olsa yardımlara, hayırseverlere, komşuların vicdanına mahkûm ediliyor.
Bu tablo sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Engelliyi yardımlarla hayatta tutmak çözüm değildir. Bu, insanı üretimden koparan, özgüvenini törpüleyen ve toplumsal hayattan uzaklaştıran bir döngüdür. Engelli birey sadaka istemiyor; çalışmak, üretmek, kendi ayakları üzerinde durmak istiyor.
Asıl çözüm çok nettir: Engellilerin iş gücü piyasasına gerçek ve sürdürülebilir şekilde katılması.
Kamu istihdamı bu noktada hayati önemdedir. Atamalar seyrek, kontenjanlar yetersiz kaldıkça engelli birey özel sektörün insafına terk ediliyor. Oysa özel sektörde engelli istihdamı hâlâ büyük ölçüde göstermelik ve kırılgandır. Bugün bir engelli işe girse bile yarın işini kaybetme korkusuyla yaşamaktadır.
Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor.
Engelli sivil toplum örgütlerine sesleniyorum:
Türkiye’nin 81 ilinde engelli dernekleri var. Eğer bu yapılar üyelerinin kaçının işsiz olduğunu, kimlerin geçim sıkıntısı çektiğini bilmiyorsa, sahaya inmiyorsa, çözüm üretmiyorsa, varlıklarını sorgulamak kaçınılmazdır. Artık masa başı açıklamalar değil, somut çalışmalar gereklidir. Dernekler bünyelerinde komisyonlar kurmalı, çalışmayan engellileri tespit etmeli, bu verileri İŞKUR ve ilgili kurumlarla paylaşmalı ve sürecin takipçisi olmalıdır.
Engelli bireylere sesleniyorum:
Hak talep etmek bir zayıflık değildir. Çalışmak istemek ayıp değildir. Sessiz kaldıkça görünmez oluyoruz. Birlikte hareket etmeden, sesimizi yükseltmeden bu düzen değişmez.
Ailelere sesleniyorum:
Engelli bireyi sadece korumak yetmez. Onu hayata hazırlamak, sorumluluk almasına destek olmak gerekir. Sürekli korunarak büyüyen birey, sistemin dışına itilir. Güçlenen birey ise topluma değer katar.
Engellilerle ilgili tüm kurum ve kuruluşlara sesleniyorum:
Engelliyi yalnızca yardım dosyası olarak görmekten vazgeçin. İstihdam politikalarını vitrin süsü olmaktan çıkarın. Erişilebilirlik, liyakat ve kalıcı istihdam artık ertelenemez bir zorunluluktur.
Bu bir serzeniş değil.
Bu bir duygusal çıkış hiç değil.
Bu, hayatın tam ortasından gelen bir gerçektir.
Engelliyi yardımlarla oyalamak değil, işle güçlendirmek zorundayız.
Engelliyi evde tutarak değil, hayatın içine alarak eşitliği sağlayabiliriz.
Çünkü engelliler acınmayı değil, adaleti istiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: