Resmî Gazete’de Yayımlanan Karar ve Görmezden Gelinen Gerçek: Evde Bakım Yardımında Gelir Kriteri Tartışması
9 Mart 2026 tarihli ve 33191 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı, evde bakım yardımı alan ya da bu yardımdan yararlanmak isteyen milyonlarca engelli birey ve ailesi açısından önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından açıklanan 2025/150 esas ve 2025/249 karar sayılı, 11 Aralık 2025 tarihli kararda; 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun ek 7. maddesinde yer alan evde bakım yardımı düzenlemesi incelendi. Mahkeme, evde bakım yardımından yararlanabilmek için uygulanan “hanede kişi başına düşen ortalama aylık gelirin asgari ücretin net tutarının üçte ikisinden az olması” şartının Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti.
Kararda ayrıca, hane içi gelirde meydana gelen artışın belirlenen sınırı aşması durumunda evde bakım yardımı ödemelerinin durdurulmasına ilişkin düzenleme de Anayasa’ya uygun bulundu. Mahkeme, sosyal yardımların sınırsız ve koşulsuz bir hak olmadığını; kamu kaynaklarının etkin kullanılması, mali imkânların dengeli dağıtılması ve sosyal yardım sisteminin sürdürülebilirliği açısından belirli kriterlerin uygulanabileceğini ifade etti.
Bununla birlikte kararın önemli bir usulî yönü de dikkat çekmektedir. Kanunun ek 7. maddesinde yer alan ve gelir değişikliğinin meydana geldiği tarihten itibaren yapılan ödemelerin yasal faiziyle birlikte geri tahsil edilmesini öngören hükme ilişkin başvuru esas yönünden incelenmemiş, başvurunun yöntemine uygun olmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Bu durum, söz konusu hükmün Anayasa’ya uygun bulunduğu anlamına gelmemekte; yalnızca başvurunun bu bölümünün incelenemediğini göstermektedir.
Ancak hukuki değerlendirmelerin ötesinde, sahadaki gerçek hayat koşulları bu kararın engelli bireyler açısından nasıl sonuçlar doğurduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü kağıt üzerinde dengeli ve sistemli görünen birçok düzenleme, günlük hayatın gerçekleri içinde engelli bireyler için yeni sorunlar doğurabilmektedir.
Evde bakım yardımı, ağır engelli bireylerin yaşamını sürdürebilmesi ve temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla oluşturulmuş bir sosyal destek mekanizmasıdır. Bu destek yalnızca ekonomik bir yardım değildir; aynı zamanda engelli bireyin insan onuruna yakışır bir hayat sürdürebilmesi için verilen önemli bir sosyal güvencedir.
Ne var ki hanede kişi başına düşen gelir kriteri uygulaması, birçok durumda engelli bireyin gerçek ihtiyaçlarını yansıtmayan bir değerlendirme sistemine dönüşmektedir. Aynı evde yaşayan bireylerin gelirleri üzerinden yapılan hesaplama, engelli bireyin bireysel ihtiyaçlarını ve yaşam maliyetini çoğu zaman dikkate almamaktadır.
Engelli bireylerin yaşamı, sıradan ekonomik hesaplarla ölçülebilecek bir hayat değildir. Sürekli sağlık kontrolleri, ilaç giderleri, özel bakım ihtiyaçları, yardımcı teknolojiler, ulaşım zorlukları ve günlük yaşamda karşılaşılan ek masraflar düşünüldüğünde engelli bireylerin ekonomik yükü çok daha ağırdır. Buna rağmen yalnızca hanedeki ortalama gelir üzerinden yapılan değerlendirme, gerçek hayatın ihtiyaçlarını çoğu zaman göz ardı etmektedir.
Daha çarpıcı olan bir başka gerçek ise toplumdaki adalet algısını zedeleyen tabloyu ortaya koymaktadır. Bu ülkede farklı alanlarda sorgulanmadan veya detaylı incelemeler yapılmadan yüksek gelirler elde eden birçok kişi bulunurken, hayatını sürdürebilmek için bakım desteğine ihtiyaç duyan engelli bireyler gelir kriterine takılarak bu destekten mahrum bırakılabilmektedir. Bu durum sosyal devlet anlayışı açısından ciddi bir tartışma konusudur.
Gelir kriteri nedeniyle evde bakım yardımından yararlanamayan birçok engelli birey, istemeden de olsa aile bireylerine ya da çevresindeki insanlara bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalmaktadır. Oysa modern sosyal politikaların temel amacı engelli bireyleri bağımlı hale getirmek değil, onların bağımsız yaşam kurabilmelerini desteklemektir.
Bu noktada engelliler için kurulmuş sivil toplum örgütlerinin rolü de büyük önem taşımaktadır. Engelli haklarını savunduğunu ifade eden birçok yapı, kamuoyunda güçlü söylemler dile getirmesine rağmen sahadaki gerçek sorunların çözümü konusunda yeterli mücadeleyi ortaya koyamamaktadır. Engelli bireylerin yaşamını doğrudan etkileyen bu tür kritik konularda daha güçlü bir savunuculuk yapılmadığı sürece sorunların çözümü de gecikmektedir.
Gerçek bir sosyal politika, yalnızca mevzuat metinleriyle değil, insanların hayatına dokunan uygulamalarla ölçülür. Kağıt üzerinde kusursuz görünen düzenlemeler, sahada insanların yaşamını zorlaştırıyorsa yeniden değerlendirilmesi gerekir. Evde bakım yardımında uygulanan gelir kriteri de bugün bu açıdan yeniden düşünülmesi gereken bir uygulama olarak karşımızda durmaktadır.
Engelli bireyler yardım isteyen insanlar değil, eşit haklara sahip yurttaşlardır. Sosyal destek mekanizmalarının amacı onları başkalarına muhtaç bırakmak değil, bağımsız ve onurlu bir yaşam kurmalarını sağlamaktır. Bu nedenle evde bakım yardımında uygulanan gelir kriterinin sahadaki gerçekler ışığında yeniden ele alınması, sosyal devlet anlayışının gereği olarak görülmelidir.
Engelli bireylerin güçlü olduğu, bağımsız yaşayabildiği ve toplumsal hayata eşit şekilde katılabildiği bir toplum, yalnızca engelliler için değil tüm toplum için daha adil ve daha insani bir gelecek anlamına gelecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: