ENGELSİZ ULAŞIMA TARİHİ ADIM: KARARLI MÜCADELE SONUÇ VERDİ, ADALET YERİNİ BULDU
Türkiye’de engelli bireylerin yıllardır süren ulaşım mücadelesi önemli bir kazanımla sonuçlandı. Engelli hak savunucularının, sahada engellilerin sorunlarını yakından bilen sivil toplum örgütlerinin ve bireysel olarak sesini duyurmaya çalışan engelli bireylerin ortak çabası karşılık buldu. Uzun zamandır dile getirilen talepler, sabırlı bir mücadele ve kararlı bir dayanışma ile gündemde tutuldu. Nihayetinde geri adım atıldı ve ÖTV muafiyetli araç alımında kapsam genişletilerek tarihi bir düzenleme hayata geçirildi. Bu gelişme, yalnızca bir mevzuat değişikliği değil; eşit yaşam hakkına doğru atılmış güçlü bir adım olarak toplumun vicdanında yerini aldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen yeni düzenleme ile engelli bireylerin araç erişim hakları genişletildi. Artık sistem sadece aracı kendisi kullanabilen engellileri değil, araç kullanamayacak durumda olan ağır ortopedik engelli bireyleri de kapsıyor. Bu değişiklik, özellikle yıllardır sistemin dışında kalan ve en büyük mağduriyeti yaşayan kesim için büyük bir umut oldu. Engelli bireylerin sosyal hayata katılımını sınırlayan ulaşım sorunu, bu düzenleme ile önemli ölçüde hafifletilmeye başlanıyor.
Yeni düzenlemeye göre üç grup ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Engel oranı yüzde 90 ve üzeri olan bireylerin mevcut hakları aynen devam ediyor. Kendi aracını kullanabilen ortopedik engelliler, engel oranı yüzde 90’ın altında olsa dahi özel tertibatlı araç kullanabilir ibareli sürücü belgesi ile bu haktan yararlanmaya devam edecek. En önemli değişiklik ise yeni kapsama alınan grup oldu. Engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan, ancak sağlık kurulu raporunda sürücü belgesi alamaz veya araç kullanamaz ibaresi bulunan ortopedik engelli bireyler ilk kez ÖTV muafiyeti kapsamına alındı. Böylece araç kullanamayan engelli bireylerin yakınları tarafından kullanılabilecek araçlar için vergi muafiyeti sağlanmasının önü açıldı.
Bu düzenlemenin detayları da önemli bir çerçeve çiziyor. Yeni kapsama giren bireyler bu haktan on yılda bir yararlanabilecek. Araç, engelli birey adına alınacak ancak kullanımını yakınları gerçekleştirebilecek. Kanun kabul edilmiş olup, Cumhurbaşkanı onayı ve Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından uygulama tebliği ile süreç fiilen başlayacak. Bu süreç, hem idari hem de teknik uygulamaların netleşmesi açısından belirleyici olacak.
Engelli bireylerin yaşadığı ulaşım sorunları yalnızca fiziksel bir hareket kısıtlılığından ibaret değildir. Erişilebilir olmayan toplu taşıma araçları, kaldırımların uygunsuzluğu, kırsal bölgelerde ulaşım alternatiflerinin yok denecek kadar az olması, hastanelere ulaşımda yaşanan güçlükler, eğitim kurumlarına erişimdeki zorluklar ve istihdama katılımın önündeki engeller, engelli bireyleri çoğu zaman sosyal hayattan uzaklaştırmaktadır. Özellikle ağır ortopedik engelli olup araç kullanamayan bireyler, aile bireylerine bağımlı bir yaşam sürmek zorunda kalmakta, bu durum hem bireyin bağımsızlığını hem de ailelerin sosyal ve ekonomik hayatını doğrudan etkilemektedir.
Yeni düzenleme bu noktada çözüm odaklı bir yaklaşım sunmaktadır. Engelli bireylerin bireysel ulaşım imkanına kavuşması, sağlık hizmetlerine daha hızlı erişim, eğitim hayatına daha aktif katılım, iş yaşamına dahil olma fırsatlarının artması ve sosyal hayatta görünürlüğün güçlenmesi anlamına gelmektedir. Bu gelişme aynı zamanda ailelerin üzerindeki fiziksel ve psikolojik yükü azaltacak, bağımsız yaşamın önünü açacaktır.
Ancak bu adımın kalıcı bir dönüşüm sağlayabilmesi için daha kapsamlı politikalarla desteklenmesi gerekmektedir. Erişilebilir şehir planlaması, engelsiz toplu taşıma sistemlerinin yaygınlaştırılması, kamu binalarında erişilebilirlik standartlarının eksiksiz uygulanması, bireysel ulaşım desteklerinin artırılması ve engelli bireylerin karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanması bu sürecin tamamlayıcı unsurlarıdır. Engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran her düzenleme, toplumsal eşitliği güçlendiren bir yatırımdır.
Bu kazanım, kararlı mücadelenin sonucudur. Hak arayan bireylerin sesi, sivil toplumun dayanışması ve engelli hak savunucularının ısrarcı duruşu, değişimin mümkün olduğunu bir kez daha göstermiştir. Ulaşım özgürlüğü, bağımsız yaşamın temelidir. Bu temel güçlendikçe engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı artacak, fırsat eşitliği güçlenecek ve daha kapsayıcı bir toplum inşa edilecektir. Atılan bu adım, yalnızca bugünün değil, geleceğin de daha adil olması için önemli bir başlangıçtır.
Yorumlar
Kalan Karakter: