EVDE BAKIM YARDIMI YÖNETMELİĞİ DEĞİŞTİ: ENGELLİLER İÇİN ZORLAŞAN BİR HAYAT
Evde Bakım Yardımı Yönetmeliğinde yapılan son değişiklikler, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan düzenlemeler ilk bakışta teknik ve idari değişiklikler gibi görünse de, uygulamada engelli bireylerin ve ailelerinin hayatını doğrudan etkileyecek, hatta ciddi mağduriyetler doğurabilecek niteliktedir. Bu nedenle yönetmelikte nelerin değiştiğini ve bu değişikliklerin engelliler açısından ne anlama geldiğini açık ve net bir şekilde değerlendirmek büyük önem taşımaktadır.
Yeni düzenlemeyle birlikte evde bakım yardımından yararlanmak artık çok daha zor hale gelmiştir. Önceki uygulamada sağlık kurulu raporu temel belirleyici unsurken, artık yalnızca bu rapor yeterli görülmemektedir. Sağlık raporuna ek olarak, engelli bireyin günlük yaşamını başkasının yardımı olmadan sürdüremediğinin bir heyet tarafından düzenlenecek bakım raporuyla da tespit edilmesi şartı getirilmiştir. Bu durum, ağır engelli olmasına rağmen günlük yaşamda sınırlı da olsa bazı işleri yapabilen bireylerin yardım dışında bırakılmasına yol açabilecek niteliktedir. Heyetin değerlendirmesi büyük ölçüde sübjektif olabileceğinden, aynı durumdaki iki engelli birey için farklı kararlar çıkması da olasıdır.
Yönetmelikte kontrol ve rehberlik incelemelerine verilen ağırlık da ciddi bir değişikliktir. Hane ziyaretleri ve dosya incelemeleri sonucunda, engelli bireyin günlük yaşamını büyük ölçüde kendi başına sürdürebildiği kanaatine varılırsa, evde bakım yardımı heyet kararıyla sonlandırılabilecektir. Bu noktada önemli bir risk ortaya çıkmaktadır: Engelli bireyin bir gününü değil, anlık gözlemlerini esas alan değerlendirmeler yapılması halinde, gerçek ihtiyaçlar göz ardı edilebilecektir. Oysa engellilik süreklilik arz eden, gün gün hatta saat saat değişebilen bir durumdur.
Bir diğer önemli düzenleme, engelli bireylerin birbirlerinin bakımını üstlenemeyecek olmasıdır. Evde bakım yardımından yararlanan bir engelli birey, başka bir engelli bireyin bakımını üstlenemeyecek ve bu kapsamda yardımdan yararlanamayacaktır. Aynı şekilde bakım veren kişinin de engelli olması halinde evde bakım yardımından yararlanmasının önü kapatılmıştır. Bu düzenleme, özellikle aynı hanede birden fazla engelli bireyin yaşadığı aileler açısından ciddi mağduriyetler doğuracaktır. Zaten sınırlı imkânlarla ayakta durmaya çalışan bu aileler, destekten tamamen yoksun bırakılma riskiyle karşı karşıya kalmıştır.
Gelir hesabına ilişkin değişiklikler de engelliler açısından olumsuz sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Hanede bulunan binek araçlar artık kasko veya rayiç bedelleri üzerinden gelir hesabına dâhil edilecektir. Günümüzde engelli bireyler için araç, bir lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Toplu taşımanın erişilebilir olmadığı bir ortamda, engelli bireyin hastaneye, rehabilitasyona ya da sosyal yaşama katılımı çoğu zaman ancak özel araçla mümkün olmaktadır. Buna rağmen aracın gelir unsuru olarak değerlendirilmesi, yardımın kesilmesine yol açabilecek adaletsiz bir durum yaratmaktadır.
Adres değişikliği ve nakil işlemleriyle ilgili getirilen 90 günlük süre de dikkat edilmesi gereken bir başka husustur. Adres değişikliğinden sonra 90 gün içinde nakil işlemleri tamamlanmazsa evde bakım yardımı sonlandırılacaktır. Özellikle engelli bireylerin taşınma, yeni ortama uyum ve bürokratik işlemleri tamamlama süreçlerinde yaşadığı zorluklar göz önüne alındığında, bu sürenin oldukça kısıtlayıcı olduğu açıktır.
Yönetmelikte itiraz hakkı tanınmış olsa da, bu hak oldukça sınırlıdır. Kontrol ve rehberlik raporu sonucunda yardımın kesilmesine karşı 30 gün içinde itiraz edilebilecek, ancak ikinci heyetin verdiği karar nihai olacaktır. Aynı belge ve koşullarla yeniden başvuru yapılamayacak olması, engelli bireylerin hak arama yollarını büyük ölçüde daraltmaktadır.
Bir diğer önemli düzenleme ise yersiz ödemelerle ilgilidir. Bildirim yükümlülüğüne uyulmuş olsa dahi, sonradan yersiz ödeme yapıldığı tespit edilirse bu ödemeler yasal faiziyle birlikte geri alınacaktır. Bu durum, hatanın idareden kaynaklanması halinde bile yükün engelli bireylerin ve ailelerinin omuzlarına yüklenmesi anlamına gelmektedir.
Tüm bu değişiklikler bir arada değerlendirildiğinde, evde bakım yardımının bir sosyal destek olmaktan uzaklaştırılarak daha çok eleme ve daraltma mantığıyla yeniden kurgulandığı görülmektedir. Engelli bireylerin yaşamını kolaylaştırmak yerine, desteklere erişimin zorlaştırılması; yoksulluğun, bağımlılığın ve sosyal dışlanmanın daha da derinleşmesine yol açacaktır. Bilgiye erişimi sınırlı olan, haklarını takip edemeyen ya da bürokratik süreçlerde zorlanan engelli bireyler için bu düzenlemeler ciddi hak kayıpları anlamına gelmektedir.
Engellilik bir tercih değil, yaşamın bir gerçeğidir. Sosyal devletin görevi, bu gerçeği görmezden gelmek değil; engelli bireylerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmesi için destek mekanizmalarını güçlendirmektir. Aksi halde, yapılan her yeni düzenleme, sosyal destekten çok yeni mağduriyetler üretmeye devam edecektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: