2026’DA ENGELLİ OLMAK: HAK VAR, ADALET YOK — ANAYASA VAR, HAYAT ZOR
2026 Türkiye’sinde engelli birey olmak, artık yalnızca bir sağlık durumu değildir; bu, doğrudan bir yaşam mücadelesidir. Bugün engelli bireylerin karşı karşıya kaldığı sorunlar, rakamlarla açıklanamayacak kadar ağırdır. Kira artışları, gıda fiyatları, elektrik ve doğalgaz faturaları, ulaşım giderleri ve sürekli artan sağlık harcamaları, engelli bireyin omzuna sessizce yüklenmiştir. Buna karşın verilen sosyal destekler, günümüz gerçekliğini yakalamaktan çok uzaktır. Sorun yalnızca paranın azlığı değil, adaletin eksikliğidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, engelli bireyler konusunda son derece nettir. Anayasa’nın 10. maddesi, engelliler için alınacak özel tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağını söyler. Bu açık bir pozitif ayrımcılık hükmüdür. 61. madde ise devlete engellilerin korunması, desteklenmesi ve toplumsal yaşama katılımının sağlanması görevini yükler. Ancak bugün engelli birey, anayasal bir hak olan sosyal korumaya ulaşmak için defalarca kapı aşındırmak zorunda kalıyorsa, burada bir uygulama sorunu değil, bir vicdan sorunu vardır.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi de aynı gerçeği işaret eder. Bu sözleşme engelli bireyi yardım nesnesi olarak değil, hak öznesi olarak tanımlar. Bağımsız yaşama hakkı, yeterli yaşam standardı, yoksullukla mücadele hakkı ve sosyal güvence bu metnin temel taşlarıdır. 2026 yılında bir engelli birey, aldığı 2022 aylığıyla ay sonunu getiremiyor, evde bakım desteği gelir hesapları nedeniyle kesiliyorsa, bu yalnızca ulusal hukuka değil, uluslararası taahhütlere de aykırıdır.
En büyük yapısal sorunlardan biri, engelli bireyin kendi geliri yerine aile toplam gelirinin esas alınmasıdır. Yetişkin bir engelli bireyin annesinin emekli maaşı ya da kardeşinin asgari ücretle çalışıyor olması, o bireyin ekonomik olarak güvende olduğu anlamına gelmez. Aynı evde yaşamak, aynı hayatı yaşamak değildir. Engelli bireyin cebine giren para, onun hayatını belirler. Buna rağmen sistem hâlâ engelli bireyi ailesinin uzantısı gibi görmektedir. Bu yaklaşım, bağımsız yaşam hakkını daha baştan sakatlar.
Evde bakım maaşı konusunda da benzer bir tablo vardır. 24 saat bakım gerektiren bir hayatın emeği, kâğıt üzerinde “aile görevi” sayılmakta, gelir kriterleriyle kolayca yok sayılmaktadır. Oysa bakım, ciddi bir emektir. Uykusuz geceler, sosyal hayattan kopuş, iş hayatından uzaklaşma bu emeğin görünmeyen bedelleridir. 2026 Türkiye’sinde bakım veren kişi hâlâ yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyorsa, burada sistemin kendisi sorgulanmalıdır.
Bu noktada bir başka acı gerçeği de açık yüreklilikle söylemek gerekir. Kendilerini engelli sivil toplum örgütü olarak tanımlayan birçok yapı, artık sahadan kopmuştur. Birkaç etkinlik, bir akşam yemeği, bir tatil organizasyonu ya da rutin üye toplantıları hak savunuculuğu değildir. Engelli bireylerin gerçek sorunları, salonlarda değil; market kasalarında, hastane sıralarında, kira kontratlarında yaşanmaktadır. Sivil toplum, bu gerçeklere dokunamıyorsa, varlığını yeniden düşünmelidir.
Kimseye hakaret etmeye gerek yok. Ancak şu soruyu sormak da haksızlık değildir: Engelli bireylerin hakları gerilerken, bu örgütler neden suskun kalmaktadır? Neden yasa değişikliklerinde, gelir kriterlerinde, sosyal yardım politikalarında güçlü bir itiraz yükselmemektedir? Engelliliği yalnızca rapor sayılarıyla, istatistiklerle ve sosyal medya paylaşımlarıyla anlatmak, gerçek hayatı değiştirmemektedir. Değişmeyen zihniyet, kaybettiren zihniyettir.
Bugün kaybedilen şey yalnızca bir maaş değildir. Kaybedilen, engelli bireyin devlete olan güvenidir. Kaybedilen, topluma olan aidiyet duygusudur. Kaybedilen, insan onurudur. 2026 Türkiye’sinde artık kimsenin kalbini kırmadan ama gerçeği de eğip bükmeden konuşmak zorundayız. Engelli bireyler acındırılmak istemiyor. Alkışlanmak da istemiyor. Haklarının uygulanmasını istiyor.
Bu ülkenin anayasası var. Bu ülkenin imza attığı sözleşmeler var. Bu ülkenin çıkarılmış yasaları var. Eksik olan şey, bu metinleri hayata geçirecek cesaret ve samimiyettir. Engelli bireylerin yaşamı ertelenemez. Adalet, takvim beklemez.
Yorumlar
Kalan Karakter: