YANARIMDA ONA YANARIM
Prof. Dr. Cevdet Bozkuş
Halkımız çok istediği bir şey olmayınca dertlenir bu sözü söyler. Yanarımda ona yanarım der. Çok haklı.
Neden başaramadık.
Ülke ve millet olarak çok istedik. Büyük Önderin hedefiydi.
Neden kalkınmış ve güçlü bir dünya ülkesi olamadık.
Tek neden kirli siyaset.
Meclis de çoğunluğu olan siyasi partiler temiz ve şeffaf siyaset ilkesini hiçbir zaman istemediler. Siyaset de ahlak yasasını çıkarmadılar. Çünkü il ve ilçe başkanı bulamayız dediler. Reel siyaset yerine popülist siyaset tercih ettiler. Siyaseti bir çıkar sağlama aracı olarak gördüler. İktidar olduklarında ülkeyi ileri taşıma gibi bir dertleri olmadı. Fırsat bu fırsat dediler ve ülke kaynaklarını istedikleri gibi kullandılar. Kendileri zenginleştiler. Yandaş zenginler yarattılar. İktidarda kalmak içinde tüm kurumları yıprattılar. Kısaca ülke ileri gitmedi ve millet yoksulluğun kucağına attılar. İşte bu iktidar ülkeyi aldıkları noktadan geldikleri bu duruma bir bakın. Vatandaş inim inim inliyor. Yapılan yanlışlardan utanmadıklarını ve gurur duyduklarını söylemeleri yüzsüz siyasetin hangi noktaya geldiğini gösteriyor. Hala konuşabiliyorlar, hala umut vaat ediyorlar. İnsaf be organize suçlarda Avrupa 1.si olmuşuz.
En acı olanı siyaset den zenginleşenlerin mal varlıklarını yurt dışına götürmesidir.
Bir milletvekili bakın ne diyor. AKP Milletvekili Asuman Erdoğan ’’Ne paylaşsak altına zıkkım yiyin yazıyorlar’’.
***************************
Ülke gerçeklerine bakıyorum, ülkenin geldiği noktaya bakıyorum ve gelişmiş dünya ülkeleri ile karşılaştırıyorum sonunda yazıklar olsun bu ülkeyi bu hale nasıl getirdiniz diyorum.
Sistem bozuksa, liyakat ve ilke yok ise ahlak bozulur ve vicdan kalmaz. O zaman;
- Dürüstlük olmaz, yolsuzluk ve rüşvet artar.
- Anayasaya uymazlar.
- Yargı tarafsızlığını kaybeder
- Bilim olmaz.
- Güven kaybolur
- Ülke gelişmez ve kalkınmaz.
- ABD ve AB bundan son derece memnun olur. Çünkü güçlü bir Türkiye’yi asla istemezler.
Devlet kurumları ile vardır. Kurumların başında olanların bilgili, yetenekli, çok iyi yetişmiş yöneticilerden oluşması şarttır. Bakan, Genel Müdür, Vali ve diğer kurum yetkilileri bu görevlere uygun birileri olmalıdır. Bakanlara bakıyorum;
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı tarımda %-%17.7 büyüdük diyor. eksi büyüme.
- Adalet Bakanı nerdeyse her gün yargı tarafsız ve bağımsız diyor.
- İçişleri Bakanı kim bu hale getirdiyse her gün bir suç örgütü ile uğraşıyor.
- Şehircilik Bakanı depreme karşı önlem alacağına 3 yıl sonra yaptığı deprem konutları ile övünüyor.
- Sağlık Bakanı özel hastanelerle övünüyor.
- Milli Eğitim Bakanı özel üniversitelerle övünüyor.
- Tarım Bakanı et ithalatı ile övünüyor.
- Enerji Bakanı madenlerden haberi yok
- Turizm Bakanı oteller yansa da umurunda değil.
- Ulaştırma Bakanı 25 yıl borçlanarak yapılan yollarla övünüyor.
- Maliye Bakanı yıllardır enflasyonu bir türlü %10 nun altına çekemedi.
- Hele bir Çalışma Bakanı var ki çalışanları enflasyona ezdirmemiş.
- Diğerlerini de zaten biliyorsunuz.
Yüksek maliyetlerle 25 yıl borçlanarak, hasta ve yolcu garantisi verdiğiniz yol, köprü, havalimanı ve hastane proje sözleşmelerine Londra mahkemelerini yetkili kılınması bu ülkeye yapılmış en büyük saygısızlıktır.
2002 de 129.6 milyar dolar olan dış borç, 2025 de 547.7 milyar dolar olmuş. Gelecek nesilleri borçlandırmışsınız. Ufak bir azınlık zenginleşmiş, ama çalışanlar ile emeklilerin gelirleri düşmüş ve geçinemeyecek bir duruma gelmişler.
İşsizlik ve hayat pahalılığı toplumun en önemli sorunu olmuş. Geçim sıkıntısı ve işsiz gençleri nedeniyle aileler bunalıma düşmüşlerdir.
Yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, adaletsizlik, yoksulluk, yasaklar, arsa emlak rantları, esrar eroin uyuşturucu çeteleri, futbolda şike, kumar, kaçak bahis, kara para, altın kaçakçılığı, organize suçlar say say bitmiyor.
Yargıya güven yerlerde.
İşte memleketin manzarası. Bu ülke ve millet asla bunu hak etmiyor.
******************************
Doğal kaynaklarımız ve genç nüfusumuz hiçbir Avrupa ülkesinde yok. Çok zor değildi. Bunu başarabilirdik. Ama başaramadık.
Ne yapmalıydık.
- Tarafsız ve bağımsız yargı sistemi kurmalıydık.
- Temiz ve şeffaf siyaseti yasallaştırmalıydık.
- Liyakat ve ehliyeti önemsemeliydik.
- Planlı kalkınma, yatırım, üretim seferberliği başlatmalıydık.
- Tüm kurumlar sorumluluk alarak bu seferberlik içinde olmalıydı. Özellikle üniversiteler.
- Çalışma anlayışımızda disiplin ve cesaret esas olmalıydı.
- Yanlış yapan kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gereği yapılmalıydı.
Yapmadınız insafsızlar güçlü bir ülke olamadık. Kendinizi düşündünüz. Her kim ki siyasi yetki ile kendine çıkar ve menfaat sağlamışsa haram, zıkkım olsun. Şimdi ahlakı ve vicdanı olan herkese soruyorum. Liyakatlı ve başarılı bir bakan, bir kurum yöneticisi var mı. Kurumlar neden bu hale geldi.
Bu sizin marifetiniz. Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben ülkeyi bu hale getirenlerden utanıyorum. Ayrıca dertleniyorum, içim acıyor ve yüreğim sızlıyor.
Ey milletim yeter artık.
Yorumlar
Kalan Karakter: