YÖK BAŞKANI ÜNİVERSİTELERDEN HABERİN VAR MI
Prof. Dr. Cevdet Bozkuş
Başkan açıklama yaptı. Yükseköğretimimiz için önemli adımlar atıyoruz dedi. Bende dedim ki ey nihayet bilimsel ve idari anlamda özerk üniversiteler olma yolunda önemli adımlar atacaklar. Yine hüsrana uğradım. Neymiş bu önemli adım ‘’Doktora yapacak öğrenciler için merkezi yazılı sınav uygulaması başlatıyoruz’’ dedi. Başka ne var her hangi bir şey yok. Bir tek merkezi sınav önemli adımlar oldu.
Üniversitelerin bu kadar sorunu varken, bir sınavın yapılış şeklini önemli bir adım olarak görmesi bu sorunların ya farkında olmadığını ya da olmak istemediğini gösterir. Ayrıca merkezi eski sınavlarda fetöcülerin ne dümenler çevirdiğini ve nasıl soruları çaldıklarını bu millet unutmadı.
Üniversiteler ne durumda haberin var mı? Ama aklı sıra bizim bilmediğimizi sanıyor. Bak ne durumda üniversiteler;
- Bilimsel ve idari özerklik bitmiş.
- Siyaset iliklerine kadar girmiş.
- Yöneticilik erki olmayanların yönettiği üniversiteler olmuş.
Sınavı merkezi yapacakmışsın. Yapsan ne olur. Yapmasan ne olur. Asıl resme bir bak.
Üniversiteler bu duruma nasıl geldi, kimler bu duruma sebep oldu. Başkan senin bunda payın ne nedir hiç düşündün mü? Bir öğretim üyesi olarak ben bundan son derece rahatsızım. Sizin yerinizde olsam yazılanları dert edinir ve bir şeyler yapardım. Ama siz hiç o yazılanlara aldırış etmediniz. Şimdi vaziyeti kurtarma peşindesiniz ama nafile, çünkü ipin ucu kaçmış.
Gazeteci Saygı Öztürk’ün ‘’Sahte diplomalardan akraba kadrolarına’(Sözcü, 2025) başlıklı yazısında üniversitelerin geldiği durumla ilgili tespitleri son derece önemlidir. İşte üniversitelerin resmi bu. O yazıda yazılanlara bir bak neler olmuş.
- Türkiye’de üniversiteler, bilimsel üretimden çok, art arda gündeme gelen usulsüzlük, siyasallaşma, eşe akrabaya verilen kadroları tartışıyor.
- Sahte diploma skandalının yankıları sürerken, akademideki kadro ilanlarından, rektör atamalarına kadar geniş bir alanda liyakat dışı uygulamalar dikkat çekiyor.
- Öğretim görevlisi, araştırma görevlisi, doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör alımlarında sıkça karşılaşılan yöntemlerden biri “kişiye özel” ilanlar. İlanlardaki koşullar çoğu kez yalnızca belirli bir adaya uygun olacak şekilde düzenleniyor. Böylece kadrolar, öğretim üyelerinin çocuklarına, damatlarına, gelinlerine, hatta yeğenlerine tahsis ediliyor.
- Bazı üniversitelerde aynı soyadı taşıyan birçok ismin kadrolarda yer alması artık şaşırtıcı değil. Akademik liyakat yerine akrabalık bağlarının öne çıkması, üniversitelerin itibarını zedeliyor.
- Sorun yalnızca akademik kadrolarla sınırlı değil. Üniversite yönetimlerinde de benzer örnekler sıkça görülüyor. Rektörler, genel sekreterlik ve daire başkanlıklarına çoğu zaman üniversite işleyişinden bihaber, deneyimsiz isimleri getiriyor.
- Üniversitelerin siyasallaşması, akademideki liyakat krizini derinleştiren bir diğer faktör ise rektör atamaları. Eskiden seçimle belirlenen rektörler, artık Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan atanıyor. Bu durum, rektörleri siyasetin gölgesine sokarken, üniversitelerdeki özerkliği ortadan kaldırıyor.
- Siyasilerin talepleri doğrultusunda yapılan atamalar, akademik hiyerarşinin tamamen göz ardı edilmesine yol açıyor. Profesörlükten rektör yardımcılığına, daire başkanlıklarından araştırma görevliliğine kadar birçok kadro, bilimsel liyakat yerine siyasi bağlantılarla dolduruluyor.’’
Başkan bu yazılanlar seni hiç rahatsız etmedi mi? Etmiştir ama yapacağın bir şey yok. Eğer bir şey yapacak olsaydın çok dan o görevden gitmiştin.
Başkan bir yıl önce İstanbul Üniversitesi bir gerçek diplomayı iptal etti. Bu skandala hiç sesin çıkmadı. Fakülte ve bölüm karşı çıktı çünkü yetki onlarındı. Ama yetkisi olmayan Üniversite Yönetim Kurulu 31 önce verilmiş bir gerçek diplomayı siyasetin baskısıyla iptal ettiler ve suç işlediler. O üniversiteye kara bir leke sürdüler. Siyasi iktidarlar her türlü çirkin oyunu oynarlar. Çünkü ülkemde siyaset çok kirlenmiş. Ama bilim ve yargı kurumları bu oyunları bir parçası olamazlar. Ama ne yazık ki oldunuz.
Evet üniversiteler ne yazık ki bu duruma geldi. Üniversitelerimizde işini iyi yapan başarılı akademisyenler bu durumdan son derece rahatsızdı. Kimileri artık bu üniversite ortamından rahatsız oldukları için ayrıldılar. Kimileri erken emekli oldu. İşte onlardan biride benim. Çok direndim ama üniversite öyle bir hale geldi ki tahammül etmek mümkün değildi. Beni çok rahatsız eden neler oldu YÖK Başkanı.
- Görevine düzenli gelmeyen, ara sıra uğrayan, hatta görev yerini terk edenler
- Kanun ve yönetmeliklere aykırı adrese teslim ilanlar,
- Yönetme erki olmayan yöneticiler gördüm.
Bu üniversitede idari görevlerde bulundum. O yılların üniversitesini Kars çok iyi bilir. O yıllarda bunlar asla olmazdı. Bir kurum ciddiyeti vardı. Ama o kurum gitmiş yerine ne yazık ki başka bir kurum gelmiş. Hatta dayanamadım bu durumları sosyal medya da paylaştım. Belki yetkililer duyar ve bir önlem alırlar diye düşünmüştüm. Ama ne duyan oldu, nede bir önlem alan oldu. İşte tarihleri ile hala kayıtlarda olan o iki paylaşımım.
- Cumhurbaşkanlığına ve YÖK e sesleniyorum. Kafkas Üniversitesi akademik birimlerinde öğleden önce odalara bakıldığında kaç öğretim elemanını odasında bulacaklar. Belki hiç gelmeyenlerde var. Bu üniversite bu hale nasıl geldi. Ben bu durumdan vicdanen çok rahatsızım. Yetkililerinde rahatsız olacaklarını umuyorum. 22 Eylül 2023.
- YÖK’e sesleniyorum. Üniversitelerde Öğretim üyeliğine yükseltilme ve atama yönetmeliğine aykırı olarak adrese teslim ilanlarla yapılan atamalar çok can sıkıyor. Hiç de ihtiyaç olmayan birileri alınıyor. Bu çok büyük bir haksızlıktır. Bunun önüne geçecek kim var. 22 Aralık 2023
Bu manzara üniversitelere yakışmıyor Başkan. Üniversitelerin bulunduğu illerde halkın gözünde bir itibarı kalmadı. Şehirlerin ve bölgelerin sorunlarına çözüm arayacak bu kurumlar, birilerine iş bulma kapısı haline geldiler. Yerinde olsam önce bunlara bir el atardım. Atamazsın çünkü attığın an seni oradan gönderirler. Ama şunu bilmeni isterim.
Bu ülkenin ileri gitmesi için bilimsel ve idari özerkliği olan üniversitelere çok çok ihtiyacı var. Bunu görmeyen ve görmek istemeyenlerin bu ülkeyi sevdiklerine asla inanmam.
Makam ve mevkiler geçicidir. Kalıcı olan eserler ve ülke sevdasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: