Kars Valiliği önünde bulunan Yunuslar Parkında düzenlenen mitinge STK, dernek ve vakıf temsilcileri ile çok sayıda Caferi mezhebine mensup vatandaşlar katıldı.
Amerika ve İsrail bayraklarının bulunduğu dövizler yere atılırken, İran'da hayatını kaybeden vatandaşlar için anma köşesi yapıldı.
Kars Belediye Başkanı Ötüken Senger'in aralarında bulunduğu vatandaşlar, "Kerbelanın çocukları siyonizmin çocuklarına karşı üzerinde ", "İran İsrail'e mezar olacak", "Türk - İran kardeştir, Amerika - İsrail kalleştir", "Şia -Sünni kardeştir, İsrail - ABD kalleştir" yazılı dövizleri taşıdılar."Kerbalanın çocukları siyonizmin çocuklarına karşı", "İran İsrail'e mezar olacak", "Şia Sünni kardeştir, İsrail ABD kalleştir" dövizleri taşıdılar.
Kars Ehlibeyt Derneği Başkanı Mir Ali Ekber Işık yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bugün Kafirler bir kez daha tüm güçleriyle İslam’ı ve Müslümanları yok etmek için harekete geçmişlerdir. Bu savaş İslam ve küfrün savaşıdır. Neden?Bunu anlayabilmemiz için savaşın taraflarına bakmamız gereklidir. Bir tarafta Allaha inanan, kıble ehli olan, anayasası Kuran olan İran İslam Cumhuriyeti; diğer tarafta yüzlerce yıldır İslam dini geldiği günden beri Müslümanlarla savaşan İslam’ın baş düşmanı Yahudi İsrail ve onun emir eri olan baş şeytan Amerika ve yandaşları vardır.
Bu baş düşmanı Kuranı Kerim açık bir şekilde bize tanıtarak şöyle buyurmuştur: “Le teciden neşeden nasieda vetenlillezineamenu el-yehud velleziyne eşreku”Maide/82'de yüce yaratan 1400 yıl önce baş düşmanımızı ve onun yandaşları olan kafir ve münafıkları da açık bir şekilde Bakara suresi 6 ila 20. ayetlerde bizlere tanıtıyor ve onların şeytan olduklarını bizlere beyan ediyor.
Ancak insanı en derinden üzen şey saflar bu kadar net ve her şey bu kadar açıkken bir kısım Müslümanın bu oyunlara gelmesi, bir kısmınınsa açık bir şekilde küfrü ve şirki destekleyerek İslam ümmeti arasında nifak yaratmaları ve onların elinde oyuncak olmalarıdır.
Halbuki yüce yaratan bizlere küfrün karşısında bir olmayı ve parçalanmamayı emrediyor.
“Ve’tesimubihablillah ve la teferregu” Ali İmran/103 Bu yüce ilahi emre rağmen Kafir ve müşrikler tüm güçleriyle İslam ümmetinin üzerine yürürken Müslümanlar hala mezhepçilikle ve ırkçılıkla birbirlerinin canına düşmüş düşmanın hedefine çanak tutmaktadırlar.
Oysaki düşmanın gittiği her yerde insanlara yaptığı bellidir. Günümüz dünyasında küfrün ve şirkin temsilcisi olan baş şeytan Amerika, demokrasi ve özgürlük götürme bahanesiyle gittiği her yeri harabeye çevirmiş ve oraları kendine köle yapmıştır.
Irak, Suriye, Afganistan, Yemen, Filistin, Libya, Mısır ve diğer ülkelerin durumları ortadadır. 40 yıldır Filistin’i ve Kudüs’ü işkal altında tutan bu zihniyet oralarda yaptığı katliam ve zulümleri yüzlerce yıldır sınırlarımızın değişmediği en yakın komşumuz İran İslam Cumhuriyetine taşımıştır.
Yaklaşık kırk yıldır İran İslam cumhuriyeti bu vahşi Siyonist saldırgan hayvanı ininde tutmak için uğraşıyordu. Bunun için Hizbullah ve Hamas gibi yapılanmaları destekledi ama maalesef bu Siyonist yamyamlar inlerinden çıkarak etraflarına saldırmayı başardılar.
Hal böyleyken bize de siz susun ve seyredin sesinizi çıkartmayın daha sonra sıra size de gelecek diyerek utanmadan bir de Türkiye Cumhuriyeti gibi köklü bir devlete meydan okumaktadırlar.
Böyle bir zamanda biz Müslümanların en temel görevi dinimize ve dindaşlarımıza yapılan bu zulme ve vatanımıza karşı yapılan bu tehdide sessiz kalmamaktır. Belki sesimizi olabilecek en üst seviyede tüm dünyaya duyurarak bu zulme karşı direnmektir.
Belki burada akla şu soru gelebilir. Kafirler bu kadar güçlüyken ve yanlarına da satılmış bazı Müslüman ülkelerin yöneticilerini almışken biz ne yapabiliriz ki?
Cevap çok açık. Yüce yaratan Kuran’ı kerim de bizlere düşmana karşı direnmeyi, sayımız onlardan az olsa da kendisinin bizlere yardım edeceğini defalarca buyurmuştur.
Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te, Hayber’de ve diğer bir çok savaşta gaybi yardımlarıyla Müslümanları destekleyen yüce yaratan bugün de direniş cephesini destekleyecektir. Özellikle Yüce yaratan İlk okuduğum ayette bizlere nuru tamamlayacağını bildirmiştir. Bunu da Son Hücceti Peygamberin varisi, Hayber’in Fatihi Hz. Ali’nin soyundan, Kerbela Şehidi Hz. İmam Hüseyin’in (a.s) evlatlarından olan Hz. Mehdi’nin eliyle gerçekleştirecektir.
Saygıdeğer kardeşlerim; Müslüman bir ülkenin, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını elinden almaya çalışan zalimlere karşı direnmesi, vatanını ve vatandaşlarını korumasından daha kutsal ne olabilir.
Özellikle 10.000 Km. uzaktan gelip bizim bölgemizde kendi evinde masum insanları katlederken küçük kız çocuklarını okullarda, hastaları hastanelerde, sivilleri yataklarında bombalayan baş şeytan Amerika’ya karşı, ben bu savaşta tarafsızım diyebilmek münafıklık ve alçaklıktan başka bir şeymidir?
Vatanın ana, devletin baba, toprağın da namus olduğunu bilmeyen kimseler bu durumu anlayamazlar. O yüzden bu vatansız kanı bozuk kimseler yarın kendi yaşadıkları yerlere de aynı şekilde bir saldırı olsa hemen ülkelerini satarak küfrün saflarına geçeceklerdir.
Halbuki vatan savunması her insanın en büyük görevidir. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe hitabesinde de söylediği gibi “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin….”
Lütfen bu hitabeyi okuyun ve iyi anlayın gençler.
Veya İstiklal şairimiz Mehmet akif Ersoy’un istiklal Marşımızda dediği gibi:
Garb’ınâfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın
100 yıl önce söylenen bu sözler günümüzü ne kadar güzel yansıtmaktadır değil mi?
Liderlik budur yüz yıl sonrayı görebilmek sadece anı yaşamak değil. Liderlik iç ve dış düşmanları tanımaktır. Toplumu bilinçlendirip doğru yönlendirmektir.
İnsan Liderim demekle lider olmaz. Liderlik liyakat ister. Lideri Halk lider yapar. Ahlakıyla, dik duruşuyla, haksızlığa karşı direnişiyle, tabasına sahip çıkmasıyla bir insan lider olabilir. Her gün bir ipte oynanıp inancını ilkelerini vatanını satanlar değil.
Tam bu noktada şahadetiyle dahi İslam aleminde derin etki yaratıp dünyada birçok insanın gerçekleri görmesini sağlayan gerçek lider, halk adamı ve rehber olan Ayetullah Seyyid Ali Hamaneyi ve direniş cephesi şehitlerini rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Şahadetine kadar halkının içinde ve yanında olan kendini dinine, vatanına, milletine ve ilkelerine feda eden bir lider. Kerbela mektebinde yetişmiş, Şahadeti ölüm değil yaşam bilen, zillete boyun eğmeyen, en ön cephede yer alarak zilletle yaşamaktansa izzetli ölümü seçen mükemmel lider.
Sağda solda çığırtkanlık yapıp her gün bir kapıda kendine itibar bulmaya çalışan sahte lidercikler değil. Tasması başkalarının elinde olan satılmış lidercikler değil. İnsani ahlaktan ve insanlıktan çıkmış kendini dünya lideri olarak tanıtmaya çalışan yamyamlar değil.
Sevgili kardeşlerim; böyle bir zamanda düşmanın psikolojik savaşının karşısında çok uyanık olmalıyız.
Düşman medyanın gücünü kullanarak yalan haberler yayıp, kendini güçlü bizi ise zayıf göstermeye çalışmaktadır.
Halbuki İran İslam Cumhuriyeti genelde dünyaya özelde ise tüm İslam alemine şu mesajı verdi: “Ela inneevliyaellahi la havfun aleyhim ve la hum yehzenun” yunus/62
Yani gerçek Allah dostları korkmazlar ve hüzünlenmezler. Allah inananlarla beraberdir. Ve zafer inananlarındır. Yalnızda kalsan zalime boyun eğmeyeceksin.
Yine Baş komutan büyük düşünür Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe hitabesinin sonunda dediği gibi “Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Bugün bizler damarlarımızdaki bu asil kan ve yüreklerimizdeki gerçek imanın verdiği güçle Siyonist ve emperyalist zalimlerin karşısında durmayı kendimize bir vazife biliyoruz.
Ve inanıyoruz ki yüce yaratanın Kuranı Kerimde de müjdelediği gibi “ …Zalimler, nasıl her şeyi değiştirecek bir inkılâp ile sarsılıp devrileceklerini yakında bileceklerdir. Şuara/227”
Bu yüzden bu zalimlerin karşısında dik durabilmek için, günümüz şartlarına göre kendimizi geliştirmeli, gelişmiş silahlarla donatmalı, daha önemlisi silahları kendimiz üretmeli ve birlik beraberliğimizi korumalıyız.
Ancak bu birliği bozmak için düşman her türlü oyunu oynamaktadır.
Büyük şeytan ve onun eniği Siyonist rejim bu birliği bozmak için önce Kürt kartını oynadı ama tutmadı. Zira İran Kürtleri devletinin yanında yer aldı ve terör örgütlerine destek vermedi. Bölgedeki PKK, PJK, PYD gibi terör örgütleri de hem İran ordusunun şiddetli saldırılarına maruz kalmaları hem de Türk ordusunun olaya müdahil olma korkusundan dolayı geri adım attılar.
Şimdide İran devletinin yaklaşık dörtte bir nüfusunu oluşturan Türklerin üzerine oynamaya başladılar. Bunun için önce Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştılar. Ancak Türkiye Cumhuriyeti gibi derin bir siyasi akla sahip olan devlet bu oyuna gelmedi. İşi bürokrasiyle çözdü.
Şimdide olayı Azerbaycan’a taşımaya çalışıyorlar. Türk’ü Türk’e Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak için uğraşıyorlar.
Ancak İnanıyoruz ki ferasetli yöneticilerimiz şeytanların bu oyunlarını bozarak gereken dersi onlara vereceklerdir.
Yine Ümit ediyoruz ki Ata yurdumuz Can Azerbaycan’ın siyasetçileri, siyaseti ve bürokrasiyi insan eti yiyen bebek katili yamyamlardan değil de Türkiye Cumhuriyeti gibi derin kökleri ve binlerce yıllık devlet geleneği olan bir devletten öğrenirler.
Sözlerimi yine İstiklal marşımızın bir kıtası ve Merhum Mehmet Akif’in bir sözüyle tamamlamak istiyorum:
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleridînin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
“Allah bu millete bir daha İstiklal marşı yazdırmasın.”
Yorumlar
Kalan Karakter: