Demokratik Kolektif İnisiyatifi Sözcüsü DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç Kars'ta konuştu. Kamaç: “Dünyada iki temel sistem olan siyasi ve ekonomik sistem çöktü. Bu ikisinin gösterdiği, bir zihnin çöküşüdür. Eğer dünyada siyasi sitem çökmeseydi. Rusya ile Ukrayna savaşı cereyan etmezdi.” dedi.
DEM Parti Kars İl Başkanlığınca Aynalı Köşk’te düzenlenen toplantıda konuşan Demokratik Kolektif İnisiyatifinin Sözcüsü DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç, Demokratik Kolektif İnisiyatifinin kuruluş amacını Karslılara anlattı.
Toplantıda, Demokratik Kolektif İnisiyatifinin Sözcüsü DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç, DEM Parti Kars Belediye Başkan Adayı Kenan Karahancı, Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası Rümeysa Gülmez ve Günay Kaya Erkmen isimlerinden divan oluşturuldu.
Divanın oluşturulmasının ardından DEM Parti Kars Belediye Başkan Adayı Kenan Karahancı’nın moderatörlüğünde katılımcılar sunumlar gerçekleştirdi. Basına kapalı bölümde salonu dolduran bazı katılımcılar düşüncelerini ve önerilerini soru cevap şeklinde divana sundular.
Demokratik Sivil İnisiyatifi neden var?
Tanıtım toplantısında açılış konulması yaparak inisiyatifin kuruluş amacını Karslılara anlatan Demokratik Kolektif İnisiyatifi Sözcüsü DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç şunları söyledi:
“Demokratik Kolektif İnisiyatifi, her ne kadar deklarasyonunu 11 Mayıs 2025 tarihinde yapmış olsa da çalışma tarihçesi bundan bir yıl öncesine dayanıyor. Yani Demokratik Kolektif İnisiyatifi yaklaşık bir buçuk yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Peki, Demokratik Sivil İnisiyatifi neden var? Bu çokça sorulan bir sorudur. Biz bu sorunun cevabını verirken diyoruz ki, ‘Sistemler; Kürtleri, Türkleri, Tükmenleri, Kars gibi bir yerde yaşayan Yerliler ve Malakanlar var. Bununla birlikte Aleviler, Sünniler, Hristiyanlar, Süryaniler var, Ezidiler, Ermeniler, Şiiler ve Caferiler var. Böyle saya saya bitiremediğimiz etnik ve dini kimlikler üzerinden, sistemler sürekli bizi atomize etti. Sistemler sürekli bizi parçaladı. Ve sistemler her zaman hepimizi tüketti. Günü geldi Aleviler tüketildi, günü geldi Kürtler tüketildi. Günü geldi Araplar yok sayıldı. Çünkü her şeyi tek bir tekil kişi üzerinden inşa etmişlerdi.
Kars tekten büyüktür. Kars tek değildir
Bu salonu dolduranların rengine bakıyorsunuz; Kars’ın kozmopolitlik yapısına bakıyorsunuz, inanın ki Kars tekten büyüktür. Kars tek değildir. Kars hem etnik, hem dini, hem de mezhebi kimlikler açısından bir mozaiktir. Siz, Kars’ı teke indirgediğiniz de Kars’ı yok etmiş olursunuz. İşte sistemler bizi sürekli böyle alt kimlikler üzerinden atomize ederek anlamsızlaştırmaya ve tüketmeye çalıştılar. Biz de diyoruz ki bu saydıklarımızın hepsinin hakkını birlikte aramalıyız. Kürdün hakkını bir Türk, Türk’ün hakkını bir Kürt savunmalıdır. Burada yaşayan Caferilerin hakkını bir Sünni savunmalı, burada yaşayan bir Hristiyanın hakkını bir Müslüman savunmalıdır. Çünkü bunların hepsi bizi ifade eder. Bunlarından biri olmayınca diğerinin anlamı olmuyor. Dolayısıyla sistemlerin bize yönelik bizleri alt kimlikler üzerinden atomize ederek tüketen o 100 yıllık politikalara artık bir dur demek için, hepimizin bir araya gelerek, el ele ve omuz omuza var olma mücadelesini artık bir şekilde taçlandırmamız gerekiyor. Bunun için Demokratik Kolektif İnisiyatifi, bir ideolojinin, bir inancın, bir partinin veya bir etnik gurubun tek başına oluşturduğu bir yapı değildir. Her kesin içinde bulunduğu bir yapıya ihtiyaç vardır. Biz biliyoruz 100 yıllık süreç içerisinde başımızdan neler geçti. Son 100 yılda bu ülkede Aleviler ve Kürtler nasıl bir zulümle karşı karşıya kaldı. 100 yıllık bu tarihte Kars’ın bir gerçeği olan Caferilerin bu sistemin içerisinde her hangi bir yeri var mıdır? İşte bizim buna bir dur dememiz lazım. Bizim bu süreç içerisinde yaptığımız çalışmaların temel amacı, her kesin bir birinin hakkına, hukukuna saygı duyduğu, her kesin bir birini tanımladığı değil tanıdığı bir yaşam oluşturalım. Yani diyoruz ki, artık kimse kimseyi artık tanımlamasın. Her kes bir birini olduğu gibi tanıdığı bir maksadı inşa etmek zorundayız. Çünkü dünya başka bir yere doğru gidiyor.
Ortadoğu ve Dünya başka bir süreçten geçiyor, sistemler çöküyor
Ortadoğu ve Dünya başka bir süreçten geçiyor. Dünyada 100 yıl önce kurulmuş sistemler çöküyor. Pandemi ile başlayan Rusya - Ukrayna savaşı ile devam eden Gazze - İsrail savaşı ile pik noktasına ulaşan bu üç gerçeklik, önemli bir gerçeği gösterdi; Böylece dünyada iki temel sistem çöktü. Biri siyasi ve ekonomik sistem çöktü. Bu ikisinin gösterdiği, bir zihnin çöküşüdür. Eğer dünyada siyasi sitem çökmeseydi. Rusya ile Ukrayna savaşı cereyan etmezdi. Çünkü bir hukuk olacaktı yada dünyanın bütün gözü önünde binlerce insan canlı yayında katledilmezdi. Bu sistemler çökünce bir bunalım ortamı ortaya çıktı ve bu yaratılmış bir bunalımdır. Bu bunalımı küresel hegemon güçler oluşturdular. Ve bize bu bunalımı yaşatmaya çalışıyorlar. İşte biz diyoruz ki bu sistemler çökünce hatta yeni arayışlarında kapısını aralıyor.
Dünya ve Ortadoğu yeniden şekillerken, birleri bizim önümüze hazır projeler getirmesinler
İşte biz dünya ve Ortadoğu yeniden şekillerken, birleri bizim önümüze hazır projeler getirmesinler. Bizler kendi aklımızın ürünü projelerimizle, kendi geleceğimize, kendi coğrafyamızın geleceğine ve bu dünyanın geleceğine yön verebiliriz. Önümüzde yeni bir yüzyıl Orta Doğusu var. Bu dönemde basit şeyler yaşanmıyor. 20. Yüzyıl paylaşım savaşlarında hegemon güçlerin çıkarları üzerinden şekillenen yüzyıl çöktü. Yeni bir yüzyıl inşa edilirken, biz diyoruz ki; biz bu yüzyılı kendi değerlerimiz üzerinden inşa edeceğiz. Onun için birilerinin 21. Yüzyıl hesaplarını biz bozacağız. Biz kendimizi ve geleceğimizi biz kendimiz kuracağız. Ondan dolayı özellikle Orta Doğu’ya dönük bir dizayn söz konusundur. Bu dizaynı yine birilerinin karşıtlıkçı politikaları üzerinden şekillendirmeye çalışıyorlar. Biz de diyoruz ki; Kürtler olarak biz birlikte yaşamın, bir ortak akılla, bir arada bulunmanın, her birimizin bir diğerimizin hakkını ve hukukunu tanımanın örnekliğini kendi şehirlerimizde, kendi coğrafyamızda özellikle Orta Doğu’ya gösterebiliriz. Bu bizim önümüzdeki tarihi bir fırsattır. 21. yüzyıla girerken önümüzdeki en büyük fırsatlardan bir tanesi budur. “
Yorumlar
Kalan Karakter: