Aşık Şenlik’in hiciv dolu eseri “Hoşiret’in piresi”, bu kez Kemal Şahinkaya’nın sesiyle yankılandı. Ardahan’ın Çıldır ilçesine bağlı Suhara köyü’nde doğan halk ozanının mizahî dili, Kars’ın Sarıkamış ilçesinden genç bir kalemin yorumuyla yeniden gün yüzüne çıktı.
Halk edebiyatının güçlü temsilcilerinden olan Âşık Şenlik, bu şiirinde pireyi bir metafor olarak kullanarak toplumsal eleştiri ve mizahı ustalıkla harmanlıyor. Abartı, teşbih ve taşlamanın öne çıktığı dizeler; halk şiirinin zengin söz varlığını ve ironi gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Genç şair Kemal Şahinkaya’nın yorumuyla seslendirilen eser, dinleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı. Şiirde yer alan güçlü tasvirler ve hiciv dolu anlatım, Anadolu âşıklık geleneğinin günümüzde de yaşatıldığını ortaya koydu.
Kars ve Ardahan coğrafyasının kültürel mirasında önemli bir yere sahip olan âşıklık geleneği, usta-çırak ilişkisiyle nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor. “Hoşiret’in piresi” şiiri de bu geleneğin hem mizahî hem de eleştirel yönünü yansıtan dikkat çekici örneklerden biri olarak öne çıkıyor.
Hoşiret’in piresi
(Çıldırlı Âşık Şenlik)
Hoşiret’in piresinin
Çok acayıp heybeti var
Hükminen girer yatağa
Hem teklifsiz ruhsatı var
Akşamdan sabaha kadar
Misafire hürmeti var
Ak gövdeyi gülünaz boyar
Türlü, türlü ziyneti var
Benzemez hiçbir mahluka
Yetmiş iki milleti var
Koşunu ve kumandanı
Leşker gibi haşmeti var
Eşkıyası haramisi
Can alıcı cellatı var
Mengenesi, kerpetini
Her bir türlü aleti var
Zarbına dayanmak olmaz
Yüz bin cebri mihneti var
Şahmarandan nasihat alıp
Akrep gibi haysiyeti var
İnsanın var azasına
Sataşır aç arı gibi
Sükût dursan ölü sanar
Deprenene hiddeti var
Mazannısı mütrüflüsü
Hokkabazı şirreti var
Yığıp çoluk çocuğunu
Altıyüzbin külfeti var
Bizim köyün piresine
Şükrettim dedim irehmet
Hoşiret’in piresinde
Yokmuş hiç insaf merhmet
Yıkıp gönülünü soymamış
İnsandan etmez feragat
Bir defa cengine düşen
Beş yüz sene eder nehlet
Kement atsan ele gelmez
Her tarafa oynatır at
Çark vurup muallak döner
Sihirbaz makr-ı alâmet
İnsanın var azasını
Gezmemiş etmez kanaat
Çırpı tutar lağım atar
Öğrenip her bir zanaat
Şahları tahtta oynatır
Hengâme düşüp memleket
Kazma, kürek belinen gelir
Külünk, müsellâh ahret
Azgın araptan azazıl
Maymundan azma bet sıfat
Karınca gibi kaynaşır
Bir tanesi bilir bin fent
Urus’un askeri gibi
Gelir kudurmuştan fena
Aslanlar şerrinden kaçar
Sataşır her bir hayvana
Fillere mancınık verir
Dönderir o yan bu yana
Sıvırcık sürüsü gibi
Ülker taraşır yorgana
Gâh olur girer kulağa
Çalar davul mehterhane
Yığılıp galleş, kaşmer lotu
Hank eder her bir insana
Çekip gelir katarını
Benzemez hiçbir kervana
Süngü, tüfek, terman ile
Oklarını vurur cana
Sefil Şenlik der bu gece
Pire saldı tufanına
Bilmem kime şikâyet edem
Baş eğmez sultana, han’a
Yorumlar
Kalan Karakter: