Serhat TV imtiyaz sahibi Alican Alibeyoğlu, Sarıkamış Şehitleri ile ilgili olarak kaleme aldığı yazısında,“Sarıkamış’ı sadece anmak yetmez. Sarıkamış’ı dünyaya anlatmak gerekir.” dedi.
Sarıkamış Şehitlerini anma etkinliklerinin, Çanakkale Şehitleri gibi uluslararası düzeyde katılımlarla anılması gerektiğine dikkat çeken Alibeyoğlu, Sarıkamış’ta 111 yıl önce yaşanan sessiz çığlığın dünyaya anlatılması gerektiğini dile getirdi.
111 yıl önce Osmanlı – Rus savaşları sırasında on binlerce Mehmetçiğin yanı sıra 30 binin üzerinde Rus askerinin de donarak öldüğünü hatırlatan Alican Alibeyoğlu, bu nedenle anma etkinliklerinin uluslararası düzeyde yapılmasının, Sarıkamış’ın dünyaya daha fazla tanıtılacağını söyledi.
Sarıkamış Allahuekber dağlarının Osmanlı ve Rus askerlerine mezar olduğunu da hatırlatan Serhat TV imtiyaz sahibi Alican Alibeyoğlu yazısında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Her yıl ocak ayı geldiğinde Sarıkamış yeniden hatırlanıyor. Beyaz örtüyle kaplanan dağlar, dondurucu soğuk, karanlık geceler ve geri dönmeyen on binler… Yapılan yürüyüşler, edilen dualar, okunan mesajlar elbette kıymetli. Ancak tüm bu anmalar, Sarıkamış’ın taşıdığı derin anlamı ve evrensel mesajı anlatmaya yetiyor mu, işte asıl soru burada başlıyor.
Sarıkamış Harekâtı, bir cephe hatası ya da askerî bir başarısızlık olarak görülmemeli. Sarıkamış, savaşın insana neler yaptığını, doğanın karşısında çaresiz kalan insan iradesini ve bir milletin gençlerini nasıl toprağa verdiğini anlatan sessiz bir çığlıktır. Ne var ki bu çığlık, bugün hâlâ sınırlarımızın dışına yeterince taşabilmiş değil.
Dünyaya baktığımızda bunun tam tersine örnekler görüyoruz. Çanakkale Savaşları, bugün yalnızca Türkiye’nin değil, Avustralya’nın, Yeni Zelanda’nın, İngiltere’nin ve daha birçok ülkenin ortak hafızasında yer alıyor. Gelibolu’da yapılan anmalarda bir zamanlar karşı cephelerde savaşmış ulusların torunları yan yana duruyor, aynı denize çelenk bırakıyor, aynı sessizlikte geçmişi anıyor. O törenlerde öne çıkan şey intikam ya da zafer değil; barış, insanlık ve ortak acı oluyor.
Peki Sarıkamış neden böyle olmasın?
Sarıkamış’ta yalnız Türk askerleri hayatını kaybetmedi. Rus İmparatorluğu ordusunda görev yapan askerler de bu coğrafyada can verdi. Bu topraklar, iki taraf için de mezarlık oldu. O hâlde Sarıkamış anmalarını yalnızca ulusal bir matem gününde tutmak yerine, neden uluslararası bir vicdan çağrısına dönüştürmeyelim?
Rusların torunlarının, tarihçilerin, sivil toplum temsilcilerinin Sarıkamış’a davet edilmesi; birlikte yapılan anmalar, ortak açıklamalar ve sessiz yürüyüşler, bu felaketi dünya kamuoyuna çok daha güçlü bir şekilde anlatabilir. Bu yaklaşım ne tarihi unutturur ne de yaşanan acıları hafifletir. Aksine, Sarıkamış’ın insanlığa verdiği dersleri daha görünür kılar.
Çünkü Sarıkamış’ın anlattığı hikâye sadece Türk milletinin hikâyesi değildir. Sarıkamış, savaşın soğuk yüzünü, insan hayatının ne kadar kolay harcanabildiğini ve barışın ne kadar kıymetli olduğunu anlatır. Bugün dünyada hâlâ süren çatışmalar düşünüldüğünde, bu mesajın ne kadar güncel olduğu da ortadadır.
Sarıkamış’ın sessiz çığlığı, her yıl birkaç günlüğüne duyulup sonra unutulmamalı. Bu çığlık, sınırları aşmalı, farklı milletlerin vicdanına dokunmalı ve geçmişten geleceğe uzanan bir barış çağrısına dönüşmelidir. Ancak o zaman Sarıkamış, hak ettiği değeri bulur; ancak o zaman bu topraklarda yatanlar, insanlığa gerçek anlamda bir ders bırakmış olur.
Sarıkamış’ı sadece anmak yetmez. Sarıkamış’ı dünyaya anlatmak gerekir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: